«
  1. Anasayfa
  2. 16. Sayı / Ocak 2026
  3. Hâne

Hâne

overhead-view-laptop-with-stationeries-tea-cup-colored-backdrop

Hâne kulun ocağı, insân hânede pişer
Ey Âdem’in evladı, nusret hâneye iner

                              …

Gülistan olur hâne, rahmet ile sevince
Nûrlanır her bir köşe, Nûr’dan nûrlar inince

                              …

Bir tebessüm, bir selâm, hânedir aslî yuvam  

Af ile biter müşkil, ne dert kalır ne de gam

                              …

Şiddetin hükmü biter, hilmin can soluğuyla

Kırılır mı hiç gönül, meveddet sofrasında

                              …

Ruha sırlı mektup var, haydi oku nazlı yâr 
Ana-baba duâsı, rahmetten akan pınar

                              …

Söner hüznün alevi, meşverenin yurdunda

Gül açar soluk yüzler, ihsânın baharında

                              …

Sabır ve şükür ile dimdik durur bir hâne

Şefkatle büyür çocuk, kalmaz yetim, biçâre

                              …

İmtihanlar nimettir, sabırda saklı sırlar
Kul rızaya erince nefsi cenneti arar

                              …

Âilemiz sığınak, sanmayasın dört duvar

Muhabbet ekilince, hânede çiçek açar

                              …

Helal lokma yeşertir yavruların kalbini

Secdeli evde büyür kanaatin kökleri
                              …

İnşirah ile kalpler açılır perde-perde,
Vahyin sesi duyulur, devâ olur her derde

                              …

Sözlerimiz bir duâ, hâlimizse bir niyâz

Kur’ân ile son bulur, melteme döner poyraz

                              …

Kin, yiyip bitirirken gönülleri sessizce

Af eden yükselirmiş Hakk’a doğru gizlice

                              …

Bir nefeslik bir ömür, Hak katından bir emân
Nefreti bırak da gel, bak geçici bu cihân

                              …

Yolun kıvrım ucunda tetikte durur fitne

Vicdan seslenir akla; “sakın içine düşme!”

                              …

Ey can, dursun elinde adâletin aynası

Tevekkülle yürürsen, geçer gönül sancısı

                              …

Bir hâne ki kavgasız, saygı ile süslenir
Güçlenir o aile, sevgi ile beslenir

                              …

Sadrı geniş olan kul, öfkesini yutandır
Kahrın içinde lütuf, sükût kula şifâdır

                              …

İftiralar, yalanlar değmez gönül ehline
Hak görür, bilir zaten gurabânın hâli ne?

                              …

Hâneden süzülür nûr, ülfet ile boyanmış
Kalpler yakîne ermiş, rızâyı kucaklamış

                              …

Minhâc Dergisi 16. Sayı | Ocak 2026 | Hakan Emin

Bir Cevap Yaz