el-Hâlık, el-Bârî, el-Musavvir
Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ın ismiyle… Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden O’na sığınırız. O’nun hidâyete erdirdiğini hiç kimse saptıramaz, saptırdığını ise hiç kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki, Allâh’tan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki, Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem O’nun kulu ve Rasûlü’dür. Bundan sonra:
***
الْخَالِقُ
el-Hâlık
el-Hâlık الْخَالِقُ ismi, Allâh’u Teâlâ’nın “her şeyi yoktan var eden, yaratan, her şeyin varlığını ve özelliklerini belirleyen” mânâsına gelir. Bu isim, Allâh’ın mutlak yaratıcı gücünü, eşsiz kudretini ve tüm evreni bir düzen içinde var edişini ifâde eder. O, yarattıklarını en güzel ve en mükemmel şekilde var edendir.
Kur’ân’dan Delîl
Allâh’u Teâlâ, şöyle buyurmaktadır:
“O Allâh ki, el-Hâlık’tır, el-Bârî’dir, el-Musavvir’dir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olan her şey O’nu tesbih eder. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.” [Haşr: 59/24]
Anlamı ve Tezahürleri
Allâh Subhânehu ve Teâlâ, var olan her şeyi benzersiz bir şekilde yoktan var edendir. O, bir şeyi dilemesiyle, o şeyin var olması için sadece “ol!” emrini veren ve o şeyin hemen var olmasını sağlayandır. Bu, O’nun mutlak kudretinin ve irâdesinin bir tecellisidir. O, gökleri ve yeri, içlerindeki tüm canlıları ve cansızları, bilinen ve bilinmeyen her şeyi eşsiz bir düzen ve intizamla yaratmıştır. Her yaratılmışın rızkını, ömrünü, şeklini ve özelliklerini takdir eden de O’dur.
el-Hâlık, yaratma sürecinde hiçbir şeye ihtiyaç duymayan, herhangi bir örneğe bağlı kalmayan ve yarattıklarını en mükemmel biçimde tasarlayandır. O’nun yaratması, bir anda gerçekleşen, eksiksiz ve kusursuz bir eylemdir. Hiçbir varlık, O’nun yaratma gücüne ortak olamaz veya O’nun yarattığına benzer bir şeyi var edemez. Her zerreden kürreye kadar her şey, O’nun Hâlık isminin bir delîlidir. İnsânların bedenlerindeki ince sistemler, hayvanlardaki mükemmel denge, bitkilerin renk ve çeşitliliği, tümü O’nun eşsiz yaratıcılığının birer nişânesidir.
O, sadece varlıkları yaratmakla kalmaz, aynı zamanda onların kaderlerini belirler, işleyişlerini tanzim eder ve her birine varoluş gayesi yükler. Kâinattaki hiçbir olay tesadüfî değildir; her şey el-Hâlık olanın ilmi, hikmeti ve irâdesiyle gerçekleşir. O, kullarına var oluşun anlamını öğreten, onları doğru yola sevk eden ve nihâyetinde dönüş yerlerini takdir eden yaratıcıdır.
Kulun Vazifesi
Öyleyse kul, el-Hâlık olan Allâh’ın her şeyi yaratan ve takdir eden tek güç olduğunu bilerek yaşamalıdır. Yaratılmışların âcizliğini, O’nun ise sonsuz kudret ve ilim sahibi olduğunu idrak etmelidir. Hayatındaki her nimetin, her nefesin O’ndan olduğunu unutmamalı, O’na şükretmeli ve O’nun rızâsını aramalıdır. Kulluk görevini yerine getirirken, yaratanına karşı tevazu göstermeli, O’nun emirlerine boyun eğmeli ve yasaklarından kaçınmalıdır. Yaratıcının azâmetini düşünerek kalbini O’na yöneltmeli ve tüm işlerinde O’na güvenmelidir.
***
الْبَارِئُ
el-Bârî
el-Bârî الْبَارِئُ ismi, Allâh’u Teâlâ’nın “yaratmayı kusursuz, pürüzsüz ve düzenli bir şekilde gerçekleştiren; maddeleri ve formları birbirine uygun ve ahenkli olarak var eden” mânâsına gelir. Bu isim, Allâh’ın yaratışının sadece yoktan var etmekle kalmayıp, aynı zamanda o varlığa mahsus özel şeklini, doğasını ve fonksiyonunu eşsiz bir mükemmeliyetle vermesini ifade eder.
Kur’ân’dan Delîl
Allâh’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“O Allâh ki, el-Hâlık’tır, el-Bârî’dir, el-Musavvir’dir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olan her şey O’nu tesbih eder. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.” [Haşr: 59/24]
Anlamı ve Tezahürleri
Allâh Subhânehu ve Teâlâ, el-Hâlık ismiyle varlığı takdir edip yoktan var etmeyi diledikten sonra, el-Bârî ismiyle bu varlığı kusursuz ve eksiksiz bir sûrette vücuda getirir. O’nun yaratmasında ne bir uyumsuzluk ne bir pürüz ne de bir dengesizlik bulunur. Tıpkı bir sanatkârın eserini en ince ayrıntısına kadar titizlikle tamâmlaması gibi, Allâh da yarattığı her şeyi, fıtratına uygun, görevine elverişli ve varlık düzeniyle uyumlu bir biçimde icat eder.
İnsân organlarının birbiriyle olan mükemmel uyumu, canlıların yaşam döngülerindeki şaşmaz düzen, atomun çekirdeği ile elektronları arasındaki hassas denge… Tüm bunlar, el-Bârî isminin tecellisidir. O, yarattığı her türü, kendi özellikleriyle, kendi varoluş gayesiyle uyumlu kılmıştır. Hiçbir varlık, kendisinden beklenen görevi yerine getirmede bir eksiklik veya hata taşımaz.
el-Bârî, aynı zamanda, yarattığı şeyleri birbirinden ayıran, her birine ayrı bir hüviyet ve özgün bir kimlik veren anlamını da taşır. O, aynı maddeden farklı farklı formlar yaratır; topraktan çeşit çeşit bitkiler, sudan sayısız canlılar çıkarır ve her birini diğerinden ayıran özelliklerle donatır. Bu, O’nun yaratmasındaki mutlak kuvveti ve sonsuz hikmeti gösterir.
Kulun Vazifesi
Öyleyse kul, el-Bârî olan Allâh’ın yaratmasındaki mükemmelliği ve ahengi tefekkür etmelidir. Kendi varlığındaki kusursuz düzeni düşünerek Allâh’ın büyüklüğünü anlamalıdır. Allâh’ın yarattığı her şeyi en güzel şekilde ve yerli yerinde var ettiğine olan imanıyla, O’nun takdirine râzı olmalıdır. Allâh, insânı da en güzel sûrette yarattığına göre, kul da kendisine verilen bu kusursuz yapıyı Allâh’ın rızâsına uygun kullanarak, yaratılış gâyesine uygun bir yaşam sürmeye gayret etmelidir.
***
الْمُصَوِّرُ
el-Musavvir
el-Musavvir الْمُصَوِّرُ ismi, Allâh’u Teâlâ’nın “yarattığı her şeye en uygun ve en güzel şekli veren, varlıkları dilediği sûrette tasvir eden” mânâsına gelir. Bu isim, Allâh’ın yaratma sürecini tamâmlayan; el-Hâlık ile takdir edilen ve el-Bârî ile kusursuzca vücuda getirilen varlıklara nihâi formu, şekli ve özelliği bahşetmesini ifâde eder.
Kur’ân’dan Delîl
Allâh’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“O Allâh ki, el-Hâlık’tır, el-Bârî’dir, el-Musavvir’dir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olan her şey O’nu tesbih eder. O, Azîz’dir, Hakîm’dir.” [Haşr: 59/24]
Anlamı ve Tezahürleri
Allâh Subhânehu ve Teâlâ, el-Musavvir ismiyle, yaratılmışların maddesine ruh üfleyerek onlara gözle görülebilir bir sûret ve eşsiz bir kimlik kazandırır. O, sadece türleri değil, aynı tür içindeki her bir ferdi dâhi birbirinden ayıran detaylarla donatır. Parmak izlerinden, göz rengine, ses tonundan, yüz hatlarına kadar her insânı özgün bir sûrette yaratır. Aynı şekilde, O, cansız maddelere ve gök cisimlerine de belirli bir form ve görev atfeder.
Bu ismin tecellisi, Allâh’ın sanatındaki sonsuz çeşitliliği ve yaratmadaki hikmetini gösterir. O, rahimlerde dilediği şekli verir; dilediğini erkek, dilediğini dişi, dilediğini eksiksiz, dilediğini ise belirli bir hikmetle eksikli kılar. Hiçbir güç, el-Musavvir olanın takdir ettiği şekli değiştiremez veya O’nun yarattığı sûrete müdahale edemez. Her şey, yaratılışın en başından, en sonuna kadar O’nun mükemmel sanatı altındadır. O, sadece şekil vermekle kalmaz, aynı zamanda bu şekle bir anlam ve maksat yükler.
Kulun Vazifesi
Öyleyse kul, el-Musavvir olan Allâh’a teslim olmalı ve O’nun kendisine bahşettiği sûrete (şekle) râzı olmalıdır. Allâh’ın yarattığı sûretin en uygun ve hikmetli sûret olduğunu bilerek kendi görünüşü hakkında şükredici olmalıdır. Başkalarının sûretleri hakkında alaycı veya yargılayıcı olmaktan kaçınmalıdır, zîrâ her sûret O’nun sanatının bir ürünüdür. Kul, iç ve dış dünyâsını O’nun rızâsına uygun sûrette güzelleştirmeye çalışmalıdır. Zîrâ Allâh, sadece zâhiri sûretlere değil, hakîkette kalblere; kalblerdeki niyetlere ve amellere bakar.
***
Hamd âlemlerin Rabbi olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm yaratılmışların en hayırlısı Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’in, âlinin ve ashâbının üzerine olsun.
Minhâc Dergisi 16. Sayı | Ocak 2026 | Kaan Salih
Bir Cevap Yaz
