«
  1. Anasayfa
  2. 12. SAYI / OCAK 2025
  3. İlyas Aleyhisselâm’ın Kavmi ve Putperestlik

İlyas Aleyhisselâm’ın Kavmi ve Putperestlik

CİHAD

En güzel isimlerin ve yüce sıfatların sahibi Allâh’ın adıyla…Hamd isim ve sıfatlarında ortağı olmayan el-Vâhid olan Allâh’a mahsustur. Salât ve selâm; kula kulluktan yalnız Allâh’a kulluğa davet eden önderimiz Nebimiz aleyhisselâm’ın, âlinin ve ashabının üzerine olsun.

Allâh’u Teâlâ’nın izni ve inâyetiyle bu yazımda sizlere Kur’ân-ı Kerîm’in Şuara ve Saffat Sûrelerinde yer alan İlyas aleyhisselâm kıssasından ve putperestlik kavramından bahsetmeye çalışacağım.  Öncelikle “put” kavramını inceleyelim.

Put

Türkçede “Bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş” manalarına gelen “put” kelimesi; Farsça asıllı olup, Arapçada birden fazla kelime ile ifade edilmiştir. Nuh aleyhisselâm’dan bu yana farklı isimlerle anılan putlar, yüce kitabımızda da zikredilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’in muhtelif sûrelerinde geçen putlar; “temâsîl”, “esnâm”, “evsân” ve “ensab” kavramları ile ifade edilmektedir. Bu kavramları sırasıyla ele alalım.

  • “Timsâl/Temâsîl” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de iki âyette [Enbiya:21/52], [Sebe:34/13] çoğul (Temâsîl) olarak zikredilmiştir. Temâsîl hakkında; tefsirlerde şöyle geçmektedir; “temâsîlin manası sûret olup, üzerinde nakış ve süsleme bulunan şeylerden olduğu şeklinde anlaşılmıştır. Ayrıca temâsîlden, heykel yapımının olabileceği anlamını da çıkartabiliriz.” [Tefsîru Mukâtil ibni Süleyman]. “Müfessirler ilgili âyetlerde geçen ‘temâsîl’ kelimesini ‘heykel’ olarak açıklamışlardır.” [Fahrüddin er-Râzî: Mefâtîhu’l-ğayb]
  • “Sanem/esnam” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de beş âyette [A’raf: 7/137], [İbrahim: 14/35], [En’am: 6/74], [Şuara: 26/71], [Enbiya: 21/57] zikredilmiştir.Sanem kelimesi Sâmî dillerdeki salmkökünden türemiş olup sözlükte “Allâh’ın dışında ilâh edinilen şey” demektir. Sanem “sûret, resim” ve özellikle “put” anlamına gelmektedir.” [TDV İslâm Ansiklopedisi]
  • “Vesen/evsan” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de üç âyette [Hacc: 22/30], [Ankebut, 29/17,25] zikredilmiştir.Vesen kelimesi taştan yapılan, fakat cismi veya belli bir şekli olmayan put” demektir. Daha ziyade resim biçimindeki objeler hakkında kullanılır.” [TDV İslâm Ansiklopedisi]
  • “Nusub/ensab” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de üç âyette [Mâide: 5/3,90], [Me’âric: 70/42] zikredilmiştir. “Nusub kavramı ise, bazılarına göre ‘Dikili Taş’; diğerlerine göre ise ‘Put’ an- lamındadır. Mesela Katade, İbn Cüreyc, Mucahid ve İbn Sîde gibi bilginlere göre, cahiliye halkı yanlarında putları için kurban kestikleri dikili taşlara ‘en-nusub’ derlerdi.” [Taberi: IV/406] “Ferra, Cevheri ve Zeccâc gibi bilginlere göre bulunmuş yiyeceklerin açıklandığı bağlamda yer alan kavram ‘İbâdet edilmek için dikilen putlar’ anlamındadır.” [İbni Manzur: Lisânu’l-Arab]
  • Bir kısım putlar da Kur’ân’da; Lât, Uzzâ, Menât [Necm: 53/19], Ved, Suva, Yağus, Yeuk, Nesr [Nûh 71/21-23] ve Ba’l [Sâffât 37/123-126] özel isimleriyle zikredilmiştir.

İlyas Aleyhisselâm

İlyas aleyhisselâm, İsrailoğulları’ndan olan bir peygamberdir ve Kur’ân’da Saffat Sûresi ve En’am Sûresi olmak üzere iki yerde zikredilmiştir. “Zekeriya’yı, Yahya’yı, İsa’yı ve İlyas’ı da (hidayete eriştirdik.) Onların hepsi salihlerdendir.” [En’am: 6/85]

  • “Günümüz araştırmaları onun M.Ö.875 ve 850’de yaşadığını kabul etmektedirler. Yaşadığı yer Ürdün’ün kuzey bölgesi ve Yermuk Nehrinin güneyinde bulunmaktaydı.” [Tefhimül Kur’ân]
  • “Musa aleyhisselâm’ın kardeşi Harun aleyhisselâm’ın soyundan geldiği hususunda ittifak vardır.” [Râzî: XXVI]
  • “Günümüzde Şam’ın bir kasabası olan “Ba’lebekke” isimli beldeye peygamber olarak gönderilen İlyas aleyhisselâm kavmi tarafından yalanlanmış, öldürülmek istenmiştir.” [İbn-i Kesîr: el-Bidâye ve’n-Nihâye]
  • “İsrailoğulları’nın kararsızlıkları ve zayıf karakterlerinin neticesi olan putlara meyletme fiilleri onlara gönderilen İlyas aleyhisselâm’ın peygamberliği döneminde yeniden ortaya çıkmış olup, Musa aleyhisselâm’dan sonra kendilerine gönderilen tüm peygamberler gibi, Tevrat’tan unuttukları kısımları onlara hatırlatan bu peygamberdir.” [Taberî: XII/ 91,92]

İlyas Aleyhisselâm’ın Daveti

Putperestlerle mücadele eden diğer peygamberlerin kavimleri gibi İlyas aleyhisselâm’ın kavmi de ikiye ayrılmış, bir kısmı tevhdi benimserken diğer kısmı ise ‘Ba’l’ isimli puta tapmıştır.” [Taberî: XII/ 93 114]

Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir. Kavmine: ‘Allâh’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Mükemmel yaratıcı olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allâh’ı bırakıp da Ba’l’a mı taparsınız?’ demişti. Bunun üzerine İlyas’ı yalanladılar.” [Sâffât: 37/123-126]

“İbn Abbas, İkrime, Mücahid, Katade ve Süddi dedi ki: Ba’l rab demektir. Katade ve İkrime de dedi ki: Bu Yemen halkının söyleyişidir. İbn İshak dedi ki: Bana ilim ehli kimselerin haber verdiğine göre onlar adı Ba’l olan bir kadına ibâdet ediyorlardı. Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem de babasından, o Ba’lebek denilen ve Dımaşk’ın batı tarafında bulunan bir şehir halkının ibâdet ettikleri bir putun adıdır dediğini nakletmektedir. Dahhak da: Ba’l kendisine ibâdet ettikleri bir puttur demiştir.” [İbni Kesir Tefsiri: 9/298]

Küfür ve zulümde ısrar etmeleri üzerine onlar aleyhine duâda bulunmuş ve kavmi üç yıl boyunca kuraklığa maruz kalmışlardır. Davarların ve kuşların helak olduğu, ağaçların kuruduğu bu süre zarfında İlyas aleyhisselâm bir mağarada gizlenmiş, uygun şartlar oluşunca da tebliğine devam etmiştir”. [İbnü’l-Esîr: I/162]

Tüm peygamberlerin mücadele ettiği şirk ve putperest ehli kulların kötü akibeti, yüce kitabımızda tafsili olarak haber verilmektedir. Bu da Allâh’u Teâlâ’nın mümin kullarının yanında olduğu yönündeki vaadinin her dönemi kapsayıcı olduğunu göstermekte ve muvahhîdlerin gönüllerine su serpmektedir.

İnsanları Puta Tapmaya Sevk Eden Sebepler

Kulları putperestliğe sevk eden çeşitli sebepler bulunmaktadır. Bunların sadece bir kısmını, kısaca ele almaya çalışacağız.

  • Peygamberlerin ve müşriklerle aralarında geçen diyaloglara bakılarak denilebilir ki; Allâh’u Teâlâ’yı şanına yaraşır şekilde tanıyamamaları, O’nun yarattığı bazı varlıkları O’na tercih etmeleri, müşriklerin putperestliğe meyletmelerinin önemli bir sebebini teşkil etmektedir.
  • Vahyin rehberliğinden uzaklaşmış cahiliye zihniyetindeki insanları, taptıkları şeyi görme veya dokunma arzuları onları put edinmeye yönelten sebeplerdendir. Kur’ânî perspektiften bakıldığında ise bu durum, gerçeği yansıtmaktan uzaktır. Nitekim İsrâiloğulları’nın “Ey Musa! Biz Allâh’ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız” [Bakara: 2/55] şeklindeki talepleri cezalandırılmalarına sebep olmuştur. Bu bağlamda putperestlik, insanın eliyle, diliyle, düşüncesiyle ilâhını yapması sonra da bu yaptığı puta, onun kendini mutlu etme veya mutsuzluğunu giderme kudretine sahipmiş gibi bir çocuk zihniyetiyle tapınması ve onu hoşnut etmeye çalışmasıdır. Hiçbir aklî ve naklî delile dayanmayan putperestlik, aynı zamanda insan aklıyla alay edilmesinin bir tezahürüdür. Nitekim Kur’ân’da da bu insanların hâlleri “Siz ellerinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz? Hâlbuki sizin taptıklarınızın da yaratıcısı Allâh’tır” [Şûra: 42/30] bildirilmiştir.
  • İnsanları putlara tapmaya sevk eden sebeplerden biri de; önderlik yapan bazı insanların kitleler tarafından putlaştırılmasıdır. Bu sebep tarih boyunca sıklıkla yaşanmış, sosyalik bir vakadır ve kademeli gerçekleşen bir olaydır. Nitekim sahip oldukları bir takım siyasî, dinî ve ekonomik ayrıcalıklar nedeniyle kendilerine birtakım payeler vererek sıradan insanlardan daha üstün özelliklere sahip oldukları görüntüsünü verenlerin başlattıkları bir süreçte geliştiğini söylemek mümkündür. Bilhassa bu kimselerin ölümleriyle birlikte, insi ve cinni şeytanların ayartmasıyla; onları gerçek değerlerinin üstüne çıkartma, kusurlarında bile bir üstünlük, bir farklılık veya bir hikmet arama biçiminde belirir. Nihayetinde sonraki nesillere tevarüs eden bir putçuluğa dönüşmektedir. Rabbimiz bu hususta şöyle buyurmaktadır. “Babalarımızı onlara tapar bulduk” [Enbiya: 21/53]. Âyet putperestliğin toplumda yaygınlaşmasının bir süreç neticesinde gerçekleştiğini ve tefekküre değil taklide dayandığını göstermektedir.
  • Toplumsal faktörler dışında, fertleri putperestliğe sevk eden başka amiller de mevcuttur. Onları putlara bu derece bağlı kılan sebeplerden biri de kutsallığına inandıkları bazı beldelere ve mekânlara duydukları derin haşyettir. Bu saygı, onları söz konusu beldelerden ve mekânlardan her uzaklaştıklarında, yanlarına kendilerine orayı hatırlatacak ve tapınma ihtiyaçlarını karşılayacakları nesneler almaya sevk etmiştir.
  • Putperestlik, insanın aslında sorumluluk sahibi olmasını sağlayan bir varlık olmasının olumsuz bir sonucudur. Eğer akletme sorumluluğunu olumsuz bir biçimde kullanır ve özgürleşmekten de korkarsak, bu bizi çeşitli tezahürlerde ortaya çıkan putlar önünde boyun eğmeye götürür. İnsanlar ne yazık ki çoğu kez akletmeyi beceremediklerinden, birçok toplumsal olgu onlar için anlaşılamaz bir karmaşıklıkta görünmekte, Allâh ile aralarına birçok aracılar girmektedir. Özellikle baskıcı bir terbiye içerisinde yetiştirilen bireylerin ruhsal gelişmişliği ve özgüven yoksunlukları, ya da refah içerisinde şımarmış ruhların duyarsızlığı, onları bazı toplumsal otoritelerin gölgesine sığınmaya mecbur bırakmaktadır. Sorgulamaktan ve eleştiriden uzak bir kültürel atmosfer de bu durumu teşvik etmektedir.” [Ümit Aktaş İle “Put ve Putçuluk” Üzerine]

Dersler ve Hikmetler

  1. Musa aleyhisselâm’ın putperestlerle ilgili Kur’ân’da yer alan kıssalarında dikkat çeken nokta, hangi kavim veya hangi put olursa olsun, genel olarak ve mutlak anlamda putperestliğin batıl, temelsiz ve yok olmaya mahkûm bir şey olmakla beraber yine de bazı cahilleri çeken ve aldatan yanlarının bulunduğudur.” [Yazır: IV/126] “Bedenlere sirayet eden mikroplar misali putperestlik de ruhlara sirayet eden bulaşıcı bir hastalıktır. Ancak bu mikropların ruhlara sirayet edebilmesi için orada mikrobu almaya elverişli bir zemin olmalıdır. Putlara meyledenlerin karakterleri de kararsız, azimsiz ve zayıftır. Bununla beraber yüreklerinde bir katılık, hakka karşı bir duyarsızlık yer almaktadır.” [Seyyid Kutub: Fî Zılâli’l-Kur’ân III/136]
  2. Kur’ân, Allâh’ın varlığı ve birliğini ifade etmenin yanı sıra, hiçbir varlığın O’na ortak koşulmaması, yalnız O’na kulluk edilmesi, ancak O’ndan yardım istenmesi ve O’na sığınılması gibi hususlara vurgu yapmaktadır. Tüm peygamberlerin ortak daveti olmasına rağmen, insanoğlunun tevhîd inancından saparak şirke yöneldikleri yüce kitabımızda bildirilmektedir. Bu sapkınlık bazen bir insanı yüceltme, onu yüce yaratıcıya eş tutma şeklinde tezahür edebildiği gibi, bazen de insanın dışındaki canlı veya cansız varlıkların yüceltilmesi şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
  3. Elleriyle yaptıkları cansız varlıklara kutsallık atfeden putperestler, her ne kadar katı ve insafsız olsalar da zaman zaman peygamberleri vasıtasıyla Allâh’u Teâlâ’nın akıllara ve kalplere hitap eden ikazlarına muhatap olmuşlardır. Bu hitaptaki uyarılar ve eleştiriler de onları ıslah etme gayesine matuftur. Onlara karşı en sık kullanılan argüman ise akıl olup, âlemdeki mükemmellikler silsilesinin aklî bir istidlâl ve samimi bir yöneliş ile takip edilmesi hâlinde, söz konusu sürecin kişiyi ilâhî gerçekliğe ulaştıracağı ifade edilmiştir.
  4. Putçuluk, şirkin karanlığında kalpleri ve gözleri kör olmuş kimselerin, kulluk ipini sahte ilahlara vermesinin hâ Bu bağlamda Kur’ân daha dikkatli ve çağın koşulları içerisinde okunarak, putperestliğin salt putlara tapmaktan ibaret olmadığı görülecektir. Nitekim çeşitli ideolojiler ve izmler, günümüz putçuluğun varyasyonları olarak tezahür etmektedir. Modern insan; kulluğu yalnız Allâh’u Teâlâ’ya yaparak özgürleşmek yerine, putçuluk ile zihinleri kelepçelenmiş ve mahlukata köleliği esas alan bir zihniyet açığa çıkmaktadır.
  1. Putperestlik bugün daha karmaşık ve soyut biçimlerde vücut buluyor. O nedenle de anlaşılması kadar, önlenmesi de daha güç. Sözgelimi Türkiye’deki bir yığın insan, hayatta olmalarını ve varlıklarını bir kurtarıcıya borçlu olduklarını düşünerek her fırsatta bu kurtarıcı önünde dinsel bir huşu ile tazimde bulunmaktadırlar. Pozitivist bir laikliğin maskesi altında, gerçekte dünyanın en zavallı zihniyetlerinden biri siyasi tahakkümünü sürdürmekte. Ama bu, elbetteki Müslüman halkın buna yatkın olmasıyla da alakalı bir tutumdur.” [Ümit Aktaş İle “Put ve Putçuluk” Üzerine]
  1. Aslında heykellere ya da totemlere tapınılması putperestliğin en yalın ve masum hâ Zira bu tutum bile, özünde daha deruni bir hâlin dışavurumudur. İslâm dünyasındaki, başlangıçta putperestliğe karşı izlenen tevhîdî bilinçlenme hususundaki hassasiyetin yitirilmesi sonucu, putperestlik başka semboller altında varlığını sürdürmüştür. Elbette buna da yol açan en önemli sapma, siyasal despotizm nedeniyle insanların özgürlüklerinin yok edilmesi ve siyasal liderlerin ilâhlaştırıldığı bir anlayışa dönmesidir. Zaten putperestlik, özünde siyas, iktisad veya din fetişler üreten baskı veya sapmaların bir sonucudur. Bugün İslâm dünyasında, dünyanın birçok ülkesinde bulunmadığı ölçüde bir siyasal despotizm ve buna bağlı olarak da siyasal veya din liderlere tapınma kültürü bulunmaktadır. İnsanlar ne yazık ki, tıpkı müşrikler gibi Allâh’la aralarına aracılar koymakta ve hatta onlara tapınmakta; Allâh’tan yardım dilemek yerine ölülere sığınmakta, büyücü ve falcılardan yardım dilenmektedirler. Bu durum özünde ruhsal  bir sefaletin, özgürlük korkusunun ve gelişmemişliğin bir tezahürüdür.” [Ümit Aktaş İle “Put ve Putçuluk” Üzerine]

Sonuç

Putperestlik; çoğu zaman kulun fıtratında yer alan Rabbini arama eğiliminden yanlışa süreklenmesiyle ve insanoğlunun Allâh’u Teâlâ’yı arayışındaki bir sapmasıyla neşet etmektedir. Ezcümle putperestlik; kulun insanın fıtratında bulunan ilâh arayışına ve ihtiyacına verilmiş olan hatalı bir cevaptır.

Duâmız

“Ey Allâh’ım! Kuşkusuz ki, bildiğimiz bir şeyi Sana ortak koşmaktan, Sana sığınırız ve bilmediğimiz bir şeyden dolayı da Senden bağışlanma dileriz.” [Ahmed]

Velhamdulillâh selâm ve duâ ile…

Minhâc Dergisi 12. Sayı | Ocak 2025 | Alaaddin Cihad

Bir Cevap Yaz